19 Nisan 2008 Cumartesi

Sivasın Yollarına......

az gidilmiş yollara çıkalım, Sivas beklesin bizleri kolları açık... öyle bir ruh hali içindeyiz ki... gitmek düşünce insanın yüreğine hep en uzun yolları seçmeli... gitmenin adı yollara düşmek ise en anlamlı tarafıyla bu ruh yolculuğunda bedeni de arkadaşlık etmesi için yoldaşlığına vurmak iyi bir fikir... beden ruha, ruh bedene arkadaşlık eder, bazen ağlarlar bazen gülerler... gecer gider asfaltın soğuk yüzü...

çocukluğumuzdaki gibi sarmalayalım yolları içimizde... yol boyunca elektrik direklerini sayalım mesela, arada bir yaslayalım başımızı titreyen cama, beynimizi bulandıralım gözleri kapatıp... ağaçlar hep çocukları bekler aslında "anne bak ağaçlar da bizimle geliyor" diye seslenişlerini duymak için... gelmek isteyip de yerinden kıpırdayamayan ağaçların anlık mutlu yanılgılarıdır o sesler... bir anlık bile olsa kandırırlar kendilerini gercekten gidiyorlarmış gibi... ama duran agaçlardır, giden çocuk... ay dede hep bizi izler zannederdik, hatta kızardık bazen "neden takip ediyor" diye... ahhh, yıldızların masallarını anlatacak, göğsüne yaslanıp dinleyeceğim biri olsa yanımda... kendi kendime anlatsam deli derler mi acaba?

(special thanx to CAGS)


hiç tanımadığımız yerlerde molalar vereceğiz... daha önce hiç çekilmemiş yerlerin havası dolacak içimize... önce şöyle bir gireceğim içeri kapıdan, etrafıma bakınacağım, en yakın masaya oruracağım cam kenarındaki...
garson gelip soracak "ne alırdınız?"

"bir sıcak çay" diyeceğim, "açık olsun... içim zaten kararmış demlene demlene..."

bir cigara yakılsın, uzun zamandır hasret kalınan nefes gibi gelecek o ilk çekiş, yavaş yavaş salınsın dışarı, serbes bırakılsın yavaş yavaş... elimiz çenemizde takılı kalacak belki tanıştığım ız yeni görüntülere bakakalırken... ve biliyorum bir köpecik de olacak oralarda biryerlerde uzanmış miskin miskin yatan... her yol hikayesinde olmazsa olmazdır ya.(bkz.doberman)

sonrasında yine yollar, gözün alabildiğince uzanan topraklar... gun doğumunu Starex'te karşılamanın keyfi ayrıdır herzaman. cama yaslanır ve yavaş yavaş yükselişini seyredersiniz günün... yollar gecip, ağaçlar sürratle birleşirken birbirine, usulca ağarışını izlersiniz yeni günün...

evet iyi gelir böyle yollara düşmek arasıra... hele ki yürek çoktan düşmüşse, ardınsıra gitmek, destek olmak gibidir. o sözler takılacak dilime, biliyorum...

Sen varsın ya,her şey senden önce ve senden sonra!

Khalekedon çocuklarıyla oynayacağımız maçın sonucundan bağımsız yazmak istedim,Sivas yolu gene en gidilmeyecek olsa bile gitme fikrimizin daimi olduğunu hatırlatmak için...aklımız takılı kalmış bozuk satıhlarda....




ayağım gaz pedalında,
ardımda fırtına.
bilinmez ufuklarda,
yollardayım.
bu bir belirsiz gidiş,
hem çıkış var hem iniş,
işte şimdi burdayım,
yanındayım.

sen varsın ya,
herşey senden önce
ve senden sonra.

yine düştük yollara, yollara, yollara,
yine aştık dağları, dağları, dağları.

bu gönül güzel sevdi,
eridim sevdalarda,
korkular vız geldi,
tırıs gitti
orada bir yer var ki
o yer bizim yerimizdir,
iz bıraksak geçerken,
bize yeter.

sen varsın ya,
herşey senden önce
ve senden sonra.

18 Nisan 2008 Cuma

Uyan.. Kenya'dan mektup var..

Gençlerbirliği deplasmanı dönüşü başlayan düşünceler Cuma günü yoğunlaşarak devam eder. Cuma öğlen yapılan hesaplar ve de konuşmalar sonucunda 23:30 otobusuyle İstanbul yolu gözükür bize.. Metronun uçaktan biraz yavaş ama diğer otobuslerden çok daha hızlı olan bir aracıyla belkide rekor denilebilecek bir sürede varır peşinde olanlar sabahın ilk ışıklarında istanbula.. ultrAs ın tavsiyesiyle ve de rehberliğiyle kabataşta boğaz manzaralı bir kahvaltının ardından sokağa atarız kendimizi sabahın erken saatlerinde.. sokağı biz açarız bu cumartesi sabahı.. kimsecikler yokken henüz, biz orda oluruz.. 1-2 saat geçsin sokak dolmaya başlar düşüncesi vardır akıllarda ama saatler geçer gelecekler gelmez beklenen zamanda.. Beklenin dışında geç kalınmış buluşmalar gerçekleşir sokağın şahitliğinde, dostlar sarılır hiç değişmeyen o samimiyetle.. Sohbetle birlikte ufaktan eller gider şişelere.. Ardından eski açığa sarı demek üzere geçeriz yavaştan.. Aslanlarımız eli boş yollar trabzonu; eski açık,sokak ve dostlar da tekrar görüşmek umuduyla yollar bizi, armanın peşinde bir yerlerde buluşmak üzere.

Uyan kenyaya GELDİK….


Onur

14 Nisan 2008 Pazartesi

tüm skorlardan bağımsız sadece içmek

haftasonu alınan tüm skorlardan bağımsız olarak alkol alma eylemine devam etmemiz gerekiyor ayakta durabilmek için. evet ayakta durabilmek için. sağlıklı düşünebilmek için. üç güne sığdırılan üç maçta alınan üç galibiyet var geride kalan haftasonunda. peki ya kaç şişe yada kutu efes kaldı geriye aynı haftasonundan ? bize "inanıyor musun" diye sormayın. inanmasaydık içmezdik. beyoglunda atılan her adım şampiyonluk adımı. geçilen her tekel kaçan bir gol pozisyonu. cuma günü bayan baskette ceyhanı yenerek seride durumu iki sıfıra getiren kızlarımızın ardından yine solugu o merdivenlerde aldık. yıllar önce bir ankaragücü deplasmanı öncesindeki sabahlamada seer'le bana evsahipliği yapmıştı aynı merdivenler.. o gece sabah olmadı sanki. saat sabahın altısına gelirken ekip dağıldı ve cumartesi günü sokakta tekrar bulustu aynı renkler icin atan kalpler.. kenya'dan gelenler vardı yine.. ultras! ve onur karşılıyor bizi sokakta.. votkalansın bünye, ortalık şenlensin azcık diyerekten başlıyoruz yine.. biz yine söylediğimizin arkasındaydık sokakta, içiyoruz gündüz gece.. vakit geliyor ufaktan stada geçiyoruz.. haykırıyoruz umuda, saldırıyoruz trabzona.. ve cumartesi, gecelerin en güzeli, güzel bi galibiyetle sona ererken vedalaşamıyoruz bile birbirimizle..
yolcular dönüş yoluna çoktan çıkmışlar hatta belkide kenyaya ulaşmışlardı. pazar sabahi saat daha on.. patriot ariyor alalim seni evden diyor.. hic gidilmemis bi salon daha vardi istanbulda.. bagcilarda bir olimpik salon.. bağcılara bile hayatımda kaç kere gitmişliğim vardı bilmiyorum ama o salonda mutlaka olmalıyız diyerek aslan yürekli oyuncularımızın desteksiz kalmaması için bir anda kendimizi salonun önünde buluverdik.. bizim yosmanin bagajı açıldı, içinden yine efes çıktı.. kolay değil, maça giriceksin, içmeden olmaz. alkol yüklemesini tamamladıktan sonra salona giriş ve maç boyunca hiç susmayış. sahada ise rakibini üçe katlayan bir takım. maçın bitmesine 2 saniye kalmış, oyundan çıkan oyuncu isyan ediyor, skor 96-31.. haftasonunun son maçıda sona eriyor. bizde eriyoruz. pazartesi oluyor, uyanıyoruz..


Cuma ; Galatasaray - Ceyhan Belediye : 94-52
C.tesi ; Galatasaray - Trabzon : 1-0
Pazar ; Galatasaray - Ordu T.B. : 96-31

10 Nisan 2008 Perşembe

Haftanın Sonu

11 Nisan Cuma 19:00
Bayan Basketbol / Play-off 1. Maçı
Galatasaray - Ceyhan Belediye

12 Nisan Cumartesi 19:00
Turkcell Süper Lig / 30. Hafta Maçı
Galatasaray - Trabzonspor

13 Nisan Pazar 12:00
Tekerlekli Sandalye Basketbol / 11. Hafta Maçı
Galatasaray - Ordu Bed. Eng. S.K.
foto : luis canedo

9 Nisan 2008 Çarşamba

Kalbimizdesin

II. Elsaleh Fotoğraf Yarışması Ödül Töreni
9 Nisan Çarşamba 19:00
Yıldız Teknik UNI
Merkez Kampüs