24 Nisan 2008 Perşembe

Benim hala umudum var..


En kötü anlarda bile umuda inanmaktır ayakta tutan bizi.Aslında çokça fakat son dönemlerde iyice tavan yapan tutunduğun her dalın elinde kalması gibi lanet olasıca bi hayat yaşıyorum.Ufacık bir mutlulukla çok şeyin yolunda gittiğini düşünüp kendimi kandırıyorum.Evet belki bu sefer yine aynı şeyi yapıyorum bile bile,sonunda dibe vurucağımı göre göre ama işte tutunuş sebebimiz diyoruz ya umut..
Nedir bunca perişan eden bizi diye soruyorumda aslında çokça.İstediklerimizi gerçekleştirmek için çok mu çaba sarf ediyoruz?Hayatımızdan bişeyler vermeye hazırmıyız?Daha bu sorulara bile kesin cevaplar veremeden bişeyleri istemek sanırım saçma..
Dikilip karşılarına haykıramadıktan,içindekileri kusamadıktan,perişan olduğun üç geceyi anlatamadıktan sonra neyin mücadelesi bu? Dibe vur,hayatın sikilsin,alkolden başka sıvı gırmeyen bünyen suyun tadını unutsun!Kahret kendini,ayaklarının seni nereye götürdüğünü bilmeden yürü,gecenin belkide son tramvayına bin,otur bi köşeye kafanı cama yasla,düşün.Yüzleş bu sefer kendinle,kaçma.Kaçtıkların her karşına çıktığında birbirinden farkı olmayan gecelerine son vermek için dur.Küfret haykırarak,bağır.Bu seferde bunları dene.Dibe vurduğun anlardan çıkısın olsun bu kez.Belki hiçbişey değişmeyecek ama umut ya işte.Yaşama sebebimiz..

Benim hala umudum var,
İsyan etsemde istediğim kadar..

23 Nisan 2008 Çarşamba

iyi ki doğdun r@mço

"yaş oldu yirmibeş, hep laylay hep laylay.."

21 Nisan 2008 Pazartesi

Yüregine yenik düstügünde basladigin yere dönersin

Cumartesi yine rüzgar gibi gecti gitti gönlümüzden. hem rüzgarli hem bol dalgali bir cumartesiydi bu seferki. patriotla unkapani köprüsünde aldık soluğu, kaptık oltaları. doksan dakika boyunca sadece bir, evet evet tamı tamına bir adet istavrit yakalayabildik. bu ilk denemeydi, bundan sonraki cumartesilerde sık sık denk gelebilirsiniz unkapanı köprüsünde. birinci geleneksel unkapanı balık festivalinin skoru ; voda 1 - patriot 0 :)

pazar günü ise mangal telasesi vardı. sayısız rakıyla, birayla envai çeşit et falan filan.. otomobil uçar gider dedik, erkenden olimpiyatın dağlarından birine konduk. cayır cayır yanan mangal ateşiyle birlikte buz gibi esen yeni rakı birleşti dağbaşında.. çileyi zevke dönüştürdük maç öncesinde, emeği geçen tüm abilerimize tekrar teşekkür etmeyi unutmayalım.. yalnız biz miyiz mangal yapan? tabiki hayır.. iki adım atıyosun karşıya hell'in güzel insanları çıkıyor, hemen yan masaya eloy komple akın etmiş.. olimpiyat yolu nevizadeye dönmüş, heryerden buram buram rakı mangal kokuları. "az içtik yine be.." deyip turnikelere doğru hareket etmeye başladık..

skorbordun bulunduğu kale arkasında turnikeye yanaştığımızda attık ilk golü. biz daha girmedik ondan mı gol oldu acaba? dışarda kalıp rakıya devam mı etsek? ne yapsak ne etsek derken biraz çileli, biraz kamille sohbetli bir şekilde içerde bulduk kendimizi.. bir omuzda pankart, oraya asılması önemliydi. çünkü yüreğine yenik düştüğünde başladığın yere dönersin demiştik.. evet yenik düştük yüreğimize, sığamadık peşindeyize.. ilk asıldığı maç, geçen sezon başındaki istanbulsporla oynadığımız hazırlık maçı.. özlemiştir yerini diye düşündük, öyle yada böyle bu pankart oraya asılmalı dedik.. maçın oynandığı esnada sahaya girip pankartı asmak için müsait bi yer aradık.. memur beyler "yok orda kapı var, oraya olmaz pencere var vs." şeklinde saçmalayınca hem astığımız yer içimize de sinmeyince, bu maçta mutlaka asılması gereken bir diğer pankart olan şampiyonluğa 4 kala'yı da omuzlayarak tekrar sahaya atlayıp, kapalıya geçtik.. göbekteki kocaman boşluğa 4 kala'yı asıverdik, kapalının en solunada peşindeyiz.. bir başka parıldamış o gece.. yerini çok özlemiş.. etrafa bakınmış sürekli, kendisine bakanlara gülümsemiş ve şampiyonluğun habercisi olmuş bütün inananlara..

haftasonunda ispanyol basınında çıkan haberleri yalanlama fırsatımız olmadı derken bu sefer özür dilercesine fanatik gazetesi bişeyler yapmış.. haberi pek önemsemedik, yine kendi kafasına göre yorumlamış ne de olsa türk basını.. yine de raşit altun beyefendiye teşekkür ederiz..

Bi dilek tuttum, yıldızların ışığında

Sen diye diye avundum, geldin rüyalarıma..

19 Nisan 2008 Cumartesi

İspanya'dan sesler...yavrum basın bizi de yazın!

http://www.encancha.com/noticia-numero6166-equipo100.html'dan aynen alınmıştır


Galatasaray, primer semifinalista a costa de un correoso Besiktas
En un igualado partido el Galatasaray Café Brown consigue el pase para las semifinales del sábado, después de derrotar al Besitkas gracias a un triple de Dee Brown en los últimos segundos del choque
Clara Grau / Mario Gómez
Disminuir el tamaño de las letras Enviar esta noticia por correo electrónico Imprimir noticia
Después de controlar todo el partido, al final el Galatasaray sufrió `para doblegar al Besiktas
Después de controlar todo el partido, al final el Galatasaray sufrió `para doblegar al Besiktas
FOTO: Cipriano Fornas

Besiktas Cola Turka 60 – 61 Galatasaray Café Crown

Palavela 18:30 3.000 espectadores
Se abre el telón, comienza el primer partido de cuartos de final. Duelo otomano: Besiktas Cola Turka contra Galatasaray Café Brown. Los aficionados comienzan a llegar al pabellón y la afición del Besitkas no para de animar a los suyos.
Pero en los primeros minutos el Galatasaray de la mano de su batería extracomunitaria y con un Hite en estado de gracia saca de las casillas a una apática defensa local (4-15). La sorpresa salta en Palavela, pese a todo los dos equipos pierden muchos balones tirando desde mas allá de 6.25. Al final del primer cuarto el marcador se iguala (11 -19) para los cafeteros.
En el segundo cuarto el Besiktas sigue sin perder la cara al partido de la mano de un inspirado Drobnjak, que desde la línea de triple y forzando faltas con posteriores tiros libres reducía la diferencia. Pese a todo, el Galatasaray con su segunda rotación de jugadores juega como un auténtico equipo, guiado por un inspirado Akyol, ( 18 -29).
A falta de tres minutos para el descanso el entrenador del Besiktas Ergin Ataman, al no ver ningún resultado positivo solicita tiempo muerto para intentar despertar a sus pupilos (20 -31). En el último minuto y tras un intercambio de canastas el Galatasaray se escapa en el marcador al final de los primeros veinte minutos (24-35). Destacar la aportación de Robert Hite con 14 puntos y 22 de valoración y el ex – jugador del Tau Cerámica Kaya Peker con 7 rebotes.
La contienda continua con un tapón espectacular de Britton Johnsen, pero el Besiktas comienza a despertar con un parcial de 0 – 5. Las defensas empiezan a cerrarse y el partido cada vez es mas equilibrado, pero la diferencia no varia (29 -39). Los minutos pasan y el equipo de Charles Gaines controla el ritmo del partido sin ningún problema. Drobnjak intenta reducir la diferencia a base de triples, pero de nada sirve, los aficionados del Pesindeyiz comienzan a celebrar la victoria antes de tiempo.(kisaca: pesindeyiz taraftari galibiyeti erken kutlamaya basladi)
Pero como siempre pasa, quien se cree victorioso se relaja, ese hecho lo ha aprovechado el Besiktas para colocarse a solo siete puntos (42 – 49). Faltan diez minutos y ninguno de los dos conjuntos ha dicho la última palabra.
Los minutos pasan y el marcador no se mueve, los nervios se pueden palpar en cada posesión. El Besiktas sorprendentemente y para delirio de sus aficionados empata el partido a falta de tres minutos (51-51), pero el Galatasaray vuelve a despertar y gracias a un triple de Akyol y una bandeja de Britton Johnsen se escapan de seis puntos de diferencia (51-57).
El partido de un giro repentino y se iguala!! (54 -57). A Dorbnjak se le sale un triple del aro, tiempo muerto del Besitkas. Último minuto del encuentro, empate a 58. Pelota para los cafeteros, falta en ataque de Britton Johnsen; La presión cambia de bando a falta de 51 segundos. Balón para el Besitkas, Shumpert anota los dos tiros libres después de recibir una clara falta, esto se anima (60 -58). Última posesión, Dee Brown roza la gloria al conseguir en los últimos segundos un triple imposible, no hay tiempo para más (60 -61) y el Galatasaray Café Brown se convierte en el primer semifinalista de la competición.
La estrella : A falta de jugadores determinantes la aparición de Dee Brown ha salvado al Galatasaray de la quema de los cuartos de final. Un triple que puede valer una euroliga, nunca se sabe. El conjunto de Estambul ha estado a punto de perder en encuentro que tenia prácticamente ganado desde el primer minuto del partido.

İstanbul

Nisan 20 @ İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı / 19:00

"yüregine yenik düstügünde basladigin yere dönersin"